AYIN FiLMLERi; Les Misarables (Sefiller) –Honeyland (Bal Ülkesi)

160

Ayhan Demirden

Sinema Eleştirmeni

[email protected]

 

 

 

Les Misarables – Sefiller

isvicre'de is kurma, isvicre'de evlenme, Isvicre'e oturum hakki, isvicre'de iltica, isvicre egitim sistemi, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri, isvicre gezi rehberi, isvicre'de nereler gezilir

Polis Stephane (Damien Bonnard) eski eşinin ve çocuğunun yaşadığı yere tayini çıktığı için bir yandan sevinçliyken diğer yandan da endişelidir.  Zira tayin olduğu yer Paris’in ünlü banliyölerinden biridir. Bir polis aracında arkadaşları Chris (Alexis Mannenti) ve Gwaden (Djibril Zonga) çalıştıkları bölgeyi ona göstermektedir. İşte şunlar Müslüman kardeşler için militan topluyorlar, bunlar esrar satışı yapıyorlar, şurada son dönemde ucuz kadın ticareti yapılıyor, ha bu da okulumuz Victor Hugo, Sefiller romanını burada yazmış. Stephane; ‘çok fazla bir şey değişmemiş gibi görünüyor’ diye tamamlar cümleyi.

Burası Paris’in 93. bölgesi, ünlü banliyölerinden biri. Bütün Paris Hırvatistan galibiyeti sonrası Fransa’nın şampiyonluğunu kutlamaktadır. Arabada bulunan polislerden biri yaya kaldırımında birikmiş kutlama yapan gençlere doğru “Yaşasın Fransa“ diye bağırınca cevap olarak “ananı sik“ diye karşılık verilince ilişkilerin düzeyi hakkında ilk uyarımızı alırız. Birbiriyle geçinemeyen iki grup arasında diyaloğu kurmaya çalışan Stephane, en sonunda sirkten yavru bir aslanın çalındığını, sirk sahiplerinin; eğer 24 saat içinde yavru aslan geri getirilmezse bu problemi silahla çözecekleri tehdidinde bulununca Stephan ve arkadaşları yavru aslanı çalan gencin peşine düşerler. Ancak gençleri gözaltına almaya çalışırlarken gençlerden biri plastik mermi ile yaralanır. Bu arada genç kızları drone vasıtası ile röntgenlemeye çalışan başka bir genç tesadüfen bu yaralanma olayını da drone ile filme çekince polisler olayı kapatabilmek için bu gencin peşine düşerler.

Rejisör Ladj Ly bu bölgeden gelen bir rejisör olarak şiddetin her daim kendini gösterdiği, yoksulluğun çıplaklığı, devletin umursamazlığı, sadece olaysız geçen her günün kar sayıldığı bir ortamın karamsarlığı ile yoğrulmuş. En küçük bir anlaşmazlığın ölümle sonuçlanabildiği bu dünyanın kuralları da farklı. Chris korku yayarak problemleri çözmeye çalışırken, Stephane taraflar arasındaki problemleri diyalogla çözmeyi yeğliyor ama rejisör Lady Ly seyirciyi Stephane ve arkadaşlarını biriken öfke karşısında bir apartmanın sahanlığında elinde molotof kokteyli olan gençlerin onları kıstırdığında ki çaresizliği başbaşa bırakıyor.

Cannes Film Festivali’nde jüri özel ödülü alan bu film, Fransa’nın Oscar adayı olarak da gösterildi. Çok hızlı temposuyla, toplumun dışına itilmiş yeni Sefillerin hayatına içten bir bakışı yansıtmasıyla yer yer neredeyse doku film gerçekliğine erişmesiyle her hâlükârda genç göçmenlerin çözüm bekleyen sorunlarına yaptığı vurguyla gidip görmenizi hayli hak eden bir film.

 

Honeyland-Bal Ülkesi

isvicre'de is kurma, isvicre'de evlenme, Isvicre'e oturum hakki, isvicre'de iltica, isvicre egitim sistemi, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri, isvicre gezi rehberi, isvicre'de nereler gezilir

Rejisör Ljubomir Stefanov, Tamara Kotevska Kuzey Makedonyadan geçen bir akarsu üzerine film yapmak üzerine gittiklerinde vahşi arıları keşfederler. Biraz araştırıp soruşturunca balcılık yapan Hatice ile tanışırlar. Hatice’nin hayat biçiminden çok etkilenen yönetmenler sadece bunun üzerine bir film yapmayı kararlaştırırlar. Herkesin söylediği gibi, sinamanın bir mucizevi yanı vardır ve bu mucizevi yolculukta Sundance film festivalinden üç ödülle dönen Bal Ülkesi şimdi de en iyi film ve en iyi dokumanter film dallarında Oscar’a aday gösterildi.

Hatice Muratova kuzey Makedonya’nın terk edilmiş ıssız bir köyünde kırık dökük bir barakada yaşlı ve hasta yatalak annesi ile birlikte hayat mücadelesi vermektedir. Tüm fakirliklerine rağmen bir an olsun hayat enerjisini kaybetmeyen kedisi köpeği arıları ile kurduğu mikrokosmosda kendine ait bir ritm ile günlük rutinini kovalayan Hatice, yıllarca uğraşıp didinip kurduğu bu mikrokosmosun tehlikeye girdiğini görünce bile isyan etmeyip çözüm bulmaya odaklanıyor.

Doğanın sesleri ile başlayan sabah, göçebe Sam ailesinin yandaki topraklara yerleşmesiyle yerini motor seslerine, çocuk seslerine, bir sürü sığır seslerine bırakınca doğanın kendi ritminin teklemeye başladığını seziyoruz. Hayvanlarla ilişki son derece ritüelize edilmişken yarısı sana yarısı bana ilkesine dikkatle uyarken yeni komşu bir an önce bir sürü bal almayı hedefliyor.

Bir patika üzerinden bir yarın sırtını takip edilerek ulaşılan vahşi arıların bal petekleri bu altın sarısı ışık altında altın sarısı gömlekli Hatice altın sarısı balları sağarken, hepsinin uyumunun neredeyse bir olmalarının resimlerini bize üç yıl boyunca verdikleri emekle aktaran yönetmenler ve görüntü yönetmenlerinin, neredeyse varlığını en unuttuğumuz anda ne kadar büyüdüklerini hissediyoruz.

Bu filme gidin ve ritmini işleyişini bozduğumuz doğanın nasıl bir uyumla, güzellikle, sevgiyle var olduğuna tanık olun.