Ekonomi

AVRUPA OTOMOTiV SEKTÖRÜ ZORDA

 

Avrupa genelindeki ekonomik kriz, otomotiv pazarına zor zamanlar yaşatmaya devam ediyor. İmalatçılar çareyi branşın yeniden yapılandırılmasında görüyor.

Avrupa Birliği (AB) genelinde son 14 aydır aralıksız gerileyen yeni otomobil satışlarında, Ocak 2012 – Ocak 2013 döneminde, yüzde 8,6 oranda düşüşkaydedildi. Otomobil imalatçıları tek çareyi üretimi daraltmak anlamına gelen, branşın yeniden yapılandırılmasında görüyor.

Avrupa Otomobil İmalatçıları Birliği (ACEA) tarafından bugün yayınlanan verilere göre, Ocak 2013’te AB genelinde satılan yeni otomobil sayısı 885 bin 159 olarak kaydedildi.

ACEA bu oranın 1990 yılından bu yana Avrupa’da kaydedilen en düşük oran olduğuna işaret ediyor. Yeni otomobil satışları 2012 yılında da yüzde 8,2 oranında gerilemişti.

AB içindeki genel düşüşe rağmen bazı üye ülkelerde otomotiv pazarı iç piyasadaki destekler sayesinde şimdilik yükseliş grafiğini koruyor.

Ocak 2012 – Ocak 2013 döneminde satışlar Estonya’da yüzde 28,4, Danimarka’da yüzde 14,5, Belçika’da yüzde 13,3, İngiltere’de yüzde 11,5, Polonya’da yüzde 8,8, Avusturya’da ise yüzde 3,5 oranında artışgösterdi. Ancak İtalya (-17,6), Fransa (-15,1), İspanya (-9,6) ve Almanya (-8,6) gibi AB otomotiv sektörünün en önemli pazarlarında sert düşüşler kaydedildi. En sert düşüşün gözlemlendiği ülkeler ise Yunanistan (-34,5), Hollanda (-31,2), Finlandiya (-28,2), Kıbrıs (-20,8) ve İrlanda (-18,8) oldu.

Bu yıl ocak ayında ülke bazında en fazla yeni otomobil satışı , aynı zamanda AB’nin nüfusça da en kalabalık ülkesi olan Almanya’da (190 bin 90) gerçekleşti. Bu ülkeyi sırasıyla İngiltere (143 bin 643), Fransa (124 bin 798) ve İtalya (113 bin 525) izledi. Nüfusu 11 milyon olan Belçika’da 50 bin 684, 46 milyonluk İspanya’da ise 49 bin 671 yeni otomobil satılabildi.

Otomobil imalatçıları grup olarak ele alındığında, BMW grubu (BMW, MINI), Daimler grubu (Mercedes, Smart), Jaguar Land Rover (Land Rover, Jaguar), KIA, Honda ve Mazda dışındakilerin hepsinin satışlarının gerilediği görülüyor.

En sert düşüşler yüzde olarak Ford (-25,5), Toyota (-16,8), Peugeot-Citroen (-16,3) ve Fiat (-12,3) grupları tarafından kaydedildi. Marka bazında ise son bir yılda satışları en çok düşenler Lexus (-47,4), Chevrolet (-40,2), Mitsubishi (-37,4), Alfa Romeo (-37,2) ve Lancia/Chrysler (-31,5) oldu.

AB yeni otomobil pazarında Volkswagen grubu yüzde 24,4’lük pazar payıyla liderliğini sürdürüyor. Kendisini sırasıyla PSA grubu (11,5), Renault grubu (8,6), General Motors grubu (7,7), Ford (6,8), Fiat (6,7), BMW grubu (6,2), Daimler grubu (5,6), Toyota grubu (4,3), Nissan (3,7), Hyundai (3,6), KIA (2,6), Volvo (1,7) Jaguar grubu (1,3), Suzuki (1,2), Honda (1,1), Mazda (1,0) ve Mitsubishi (0,5) izliyor.

Otomotivciliğin AB genelinde yaşadığı kriz branşın patronları tarafından birçok nedene bağlanmakta. Bu nedenlerin ortak paydasını branşın yeniden yapılanma gereksinimi oluşturuyor.

Ford bu yeniden yapılanmayı AB genelinde 3 fabrikasını kapatıp, üretim kapasitesini yüzde 18 düşürerek gerçekleştirmeyi planlıyor. Bunu yaparak da yılda 500 milyon euro tasarruf etmeyi hedefliyor. Ford’un mali işler müdürü Bob Shanks bu tercihi, “Şu anda üretim ile gerçek talep arasında dağlar kadar fark var” ifadeleriyle açıklıyor.

Fransız Renault grubunun patronu Carlos Ghosn ise daha karamsar bir tablo çizip, AB otomobil pazarında satışların gelecek 3 hatta 4 yıl boyunca düzelmeyeceği öngörüsünde bulunuyor.

Fiat grubu genel müdürü Sergio Marchionne de branşın içinde bulunduğu girdabı “makine artık kırıldı” ifadeleriyle açıklamaya çalışıyor. Marchionne’nin, Avrupa otomotiv pazarını dinamik olmak için ABD’dekine benzer bir yeniden yapılanma sürecinden geçme olasılığına inanmadığını da not etmekte fayda var. Bunun nedenlerinden biri AB dışı rekabetin artıyor olması.

Ancak ciddiye alınması gereken bir nedeni daha var. Örneğin Ford yeniden yapılanabilmek ve rekabet gücünü artırmak için, 2006-2009 yılları arasında Kuzey Amerika’daki imalat kapasitesini yüzde 20 oranında azaltmıştı.

Sosyal mücadele geleneğinin Avrupa’daki kadar kuvvetli olmadığı Kuzey Amerika’da bunu gerçekleştirmek, pek çok çalışan için trajik sonuçlar doğursa da mümkün olabildi. Fakat sendikaların hâlâ kuvvetli olduğu bazı Avrupa ülkelerinde yeniden yapılanma bu kadar kolay olmayabilir.

 

Kaynak: Deutsche Welle

devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı