Bülent Kaya

Adalet ve çeşitlilik

Bulent Kaya, www.haberpodium.ch,derya ozgul, www.haberpodium.ch,isvicre'de is kurma, isvicre'de evlenme, Isvicre'e oturum hakki, isvicre'de iltica, isvicre egitim sistemi, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri, isvicre gezi rehberi, isvicre'de nereler gezilir, isvicre'de corona virus

Bülent Kaya

Siyaset bilimci ve Araştırmacı

www.bkaya.ch

 

 

 

Göçün İsviçre’nin kültürel çeşitliğini daha da güçlendirdiğini söylemek, yediden yetmişe  herkesin hemfikir olacağı bir tespit. Göçler toplumun değer ve inançlar sistemini, dini referanslarını, algılama biçimlerini ve davranış kurallarını önemli derecede çeşitlendirdi ve karmaşıklaştırdı. İngiliz sosyolog Steven Vertovec bu durumu “süper-çeşitlilik” (super-diversity) deyimi ile ifade ediyor. Bu süper-çeşitliliğin temel insan haklarına saygılı demokratik bir toplumda özgürlük ve eşitlik prensiplerini zorlamaması gerektiği düşünülebilinir. Ne var ki birçok göç ülkesinde olduğu gibi İsviçre’de de kültürel çeşitlilik, birçok toplumsal alanda olduğu gibi, deyim yerindeyse adeta adalet alanına meydan okuyor.

Adalette uzlaşıcı çözümler

İsviçre Federal Mahkemesi kültürel özelliklerinden dolayı bazı yasal zorunluklardan muaf tutulma talepleri konusunda bir karar vermek zorunda kaldı. Sih birisinin türbanından dolayı motosiklet kullanırken kask takma mecburiyetinden muaf tutulup tutulamayacağı, dini nedenlerden dolayı Müslüman kız öğrencilerin yüzme kurslarına katılmama haklarının olup olmadığı ilk akla gelen örneklerden sadece iki tanesi. Gelecekte bu tür taleplerin gittikçe artacağı ya da talep edilmemesi için yasaklayıcı ve zorlayıcı yasal önlemlerin gündeme getirileceği (Burka tartışmalarında görüldüğü gibi) işaretlerini şimdiden görebiliyoruz.

Aslında, bu tür gelişmelerin olmasında şaşırılacak bir durum yok. Zira demokratik ve liberal toplumlarda temel insan hakları “kültürel” sürtüşme ve tansiyonlardan kaynaklanan sorunlara aranacak çözümlerin de temel çerçevesini oluşturur. Ne var ki, kalkış noktası insan hakları olan her hukuki çözüm önerisi herkes tarafından adaletli bulunmuyor. Örnek: İsviçre Federal Mahkemesi’nin iki Müslüman öğrencinin dini-motifli gerekçelerden dolayı jimnastik derslerinden muaf tutulabileceği yönünde verdiği kararı (Federal Mahkeme 1993 yılındaki bu ilk kararını yıllar sonra tam zıt bir kararla bozdu) kadın örgütleri ciddi bir şekilde eleştirdi. Feminist çevrelere göre, eğer bireysel bir hak ortak toplumsal değerlerle bir uyumsuzluk teşkil ediyorsa, cinsler arası eşitlik prensibi din özgürlüğü prensibinden önce gelmelidir. Aynı şekilde, Federal Mahkeme’nin 1997 yılında bir kadın öğretmenin ders esnasında başörtüsü takmasını yasaklayan kararına bazı çevreler din özgürlüğü ilkesinin ihlal edildiği düşüncesiyle karşı çıktılar.

Isvicre haberleri-www.haberpodium.ch

Bir temel hakkın (örneğin cinsler arası eşitlik ilkesi) korunabilmesi için özgürlüklere (örneğin din özgürlüğüne) belli sınırlandırmalar getirilmesi prensip olarak ne derece doğrudur ve kabul edilebilinir? Veyahut da, herhangi bir sınırlandırmaya gerek kalmadan, özgürlük prensibinin eşitlik prensibiyle bazı koşullarda uzlaşması mümkün kılınamaz mı?

Kanada adalet sistemi, “makul uygunluk” (reasonable accommodation) diye adlandırdığı bir uygulamayla, günlük yaşamın daha sıradan bazı alanlarında kültürel çeşitlilikten doğan sürtüşmelerin uzlaşıcı çözümlerle aşabilmenin mümkün olabileceğini göstermektedir. Bu prensibe göre, örneğin Müslüman bir öğretmen veya öğrenci özel veya kamu okulunda isterse hicab takabilir. Ancak otobüs sürücüsü otobüs kullanırken güvenlik nedenlerinden dolayı hicab takamaz.

Başka bir örnek: belediye havuzları dini motiflerden dolayı erkeklerle aynı havuzu paylaşmak istemeyen kadınlar için özel saatler belirleyebilir. Fakat bir erkek dini nedenlerden dolayı kadın polisin hizmetini reddedemez.

Bu yaklaşım tarzı, “özgürlük mü daha önemli yoksa eşitlik mi?” ikilemine sıkışıp kalmadan, kültürel çeşitlilikten kaynaklanan bazı sürtüşmelere çoğunluğun kabul edebileceği ve özgürlükle eşitlik ilkesi arasında bir “ara yol” bulunabileceğini göstermektedir. Bu durumda, kültürel çeşitlilik adalet sistemine belli bir dinamik kazandırabilir, ona başka adalet algıları ile yüzleşerek kendi adalet anlayışı üzerine düşünme fırsatı vermiş olur. Aynı zamanda da, toplumsal kültürel çeşitlilik egemen çoğunluk kültürüne asimile olma gibi bir zorlamayla karşı karşıya kalmadan kendi özellikleriyle toplumda yer bulabilir, toplum tarafından kabul görebilir.

Ceza davaları ve kültürel savunma

isvicre haberleri-www.haberpodium.ch

Bir an için, erkek çocuğunuzu sünnet ettirdiğiniz için İsviçre Ceza Kanunu’nun 122. maddesi gereğince hakkınızda çocuğunuzu kasten darp etmekten ve yaralamaktan dolayı dava açıldığını varsayınız (şimdilik böyle davalar yok). Tepkiniz ne olur? Kendinizi hangi argümanlarla savunursunuz? “Bizim gelenek ve göreneklerimiz, dinimiz böyle emir eder” diyerek başlarız söze. Sonra da, kültürümüze saygı gösterilmesinin gerekliliğine vurgu yapan tonlarca argüman sıralarız.

Peki, nedeni yine kültürel bir motivasyona dayandırılarak yapılan kadın sünneti için de, “bu kültürel bir uygulamadır, saygı duyulmalıdır” diyebilecek miyiz? Elbette ki hayır! (İsviçre ceza kanunu bu uygulamayı yasaklamıştır). Veyahut da “gelenek ve göreneklerimizde zaten var” diyerek namus cinayetlerini meşru görecek miyiz? Tabi ki hayır! (zaten ağır cezalık olan bu durum hiç bir gerekçeyle de savunulamaz). Ağırlıkla ceza davalarında yapılan kültür eksenli bu tür savunmalara Anglosakson dünyasında “kültürel savunma” (cultural defense) denilmektedir.

Medeni hukukun tersine, ceza hukuku prensip olarak kültürel müzakereye marj alanı bırakmamakta   ve “kültürel savunma”yı formel açıdan kabul etmemektedir; milliyet, din, etnik gibi aidiyet özelliklerinden hareket edilerek cezalık bir vakanın farklı değerlendirilmesi ve algılanması modern ceza hukukunun işleviyle bağdaşmaz. Ama bu durum, kültürel argümanın ceza davalarında hiç bir koşulda dikkate alınmadığı anlamına gelmemelidir. Tıpkı erkek sünnetinde olduğu gibi.

Göçler devam ettikçe “süper-çeşitlilik” şüphesiz daha da derinleşecek. Her kültürün kendi özellikleriyle yaşamak istemesi toplumsal olan her şeyi daha da karmaşıklaştıracak. Ucuz ve basit cevaplar şimdiden yetersiz kalmaya mahkumlar. Hukuk alanında bile…

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı