Derya Özgül

9 Şubat… Toplu göçe karşı yapılan halk oylamasının kabulü sonrası kaos…

derya ozgul, www.haberpodium.ch,isvicre'de is kurma, isvicre'de evlenme, Isvicre'e oturum hakki, isvicre'de iltica, isvicre egitim sistemi, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri, isvicre gezi rehberi, isvicre'de nereler gezilir, isvicre'de corona virus

Derya Özgül,  LL.M.

Hukukçu

[email protected]

 

 

 

Söz konusu referandum tartışmalarına girmeden önce, değerlendirmelerimize bazı istatistiki verilerle başlayalım.

2013 yılı sonunda İsviçre’deki toplam göçmen sayısı 1.886.630 olarak açıklandı. Bunların üçte ikisi, yani 1.279.455’i AB/EFTA ülkelerinden gelenlerden oluşuyor. 2013 yılında 34.100 kişi İsviçre vatandaşı olmuş.

İsviçre’ye göç nedenlerinden ilki iş olanakları (%50), ikincisi ise aile birleşimi (%32).

9 Şubat’ta yapılan halkoylaması yüzde 50,3 lük bir oranla kabul edildi. Böylelikle göçmenlerle ilgili kontenjan uygulanmasının yolu açıldı. Ancak bu uygulama, 2002 yılından bu yana AB ile İsviçre arasında var olan “Serbest Dolaşım Hakkı Anlaşması“’ na tamamen zıt bir nitelik taşıyor.

Referandum sonrası AB ile İsviçre arasında soğuk rüzgarlar esiyor.

AB ülkelerinden yıllık 80.000 kişi İsviçre’ye çalışmaya geliyor. İsviçre  Halk Partisi SVP’nin sunduğu inisiyatif, karşıtlarınca AB ilişkilerinin yıpranacağı korkusu taşıyordu. Ancak AB-İsviçre ticaretine büyük bir darbe geleceği korkusu bile insanları “Evet“ demekten vazgeçiremedi.

Bu referandum, üçüncü dünya ülkelerinden gelecek olan göçmenler için değil, aksine AB üyesi ülkelerinden gelen ve İsviçrelilerden daha kalifiye ve daha yüksek eğitimli olan göçmenlere karşı idi.

AB’den gelen tepkiler

AB vatandaşları belki de ilk kez kendilerini yabancı ve “istenilmeyen“ durumunda hissettiler.

Avrupa Birliği bir birlik olma peşindeyken, İsviçre bundan sürekli kaçıyor. AB ise “Ya hep, ya hiç“ deme aşamasına geldi.

AB bu kapsamda başta eğitim ve araştırma olmak üzere, İsviçre ile yaptığı bir çok müzakereyi askıya aldı. Erasmus+ programı ve Horizon 2020 bu durumdan nasibini alan iki konu.

Üst düzey diplomasi başladı

İsviçre uluslararası itibarını düzeltmek için kolları sıvadı ve ilişkileri devam ettirme çabasına girdi. Dışişleri Bakanı Didier Burkhalter bu çerçevede AB ülkeleriyle olan ilişkilerin peşine düştü.

Fransa bu lobi faaliyetiyle pek ilgilenmezken, Almanya Burkhalter’ı kabul etti. Almanya ile İsviçre arasındaki buzlar yavaş yavaş erimeye başladı. Bunun nedeni ise İsviçre’deki en büyük göçmen grubunun Almanlardan oluşması ve iki ülke arasında çok yoğun bir ticaret ilişkisinin olması.

Öte yandan Avrupa Komisyonu başkanı José Manuel Barroso: “AB ülkeleri vatandaşlarına kısıtlamalar gelirse, İsviçrelilerin de AB ülkelerinde gezmeleri ve çalışmalarına sınır konulması gündeme gelecektir“ açıklamasında bulundu ve içeriğini açıklamadığı “Ciddi yaptırımlardan“ bahsetti.

Komşu ülke Avusturya’dan; “İsviçre bizim için ve AB vatandaşlarına kısıtlamalar getirirse, ekonomik ve ticari alanda uygulanan kolaylıkları artık sunmayız, işin sadece kaymağını yemelerine izin veremeyiz“ açıklaması geldi.

Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius: “Rahatsız edici bir durum. Çünkü bu İsviçre’nin kendi içine çekilmesi anlamına gelir“ dedi ve İsviçre ile olan ilişkilerini gözden geçireceklerini açıkladı.

İngiltere dışilişkiler bakanı William Hague ise, AB ve İsviçre arasında yeni müzakelere ihtiyaç olduğunu söyledi.

Almanya başbakanı Merkel: “Halkın seçimine saygı duyuyoruz ancak bu durum çok büyük bir sorunu da beraberine getiriyor“ şeklinde bir açıklamada bulundu.

Economiesuisse göre tepkiler amaçsız

İsviçre Ekonomi Birliği’nin çatı örgütü Economiesuisse, AB’den gelen tepkileri aceleci ve amaçsız olarak niteliyor. Economiesuiss’e göre ilişkilerin (özellikle Erasmus+ ve Horizon 2020) durdurulması her iki tarafı da yaralar. Buna göre, her iki tarafın birbirine ihtiyacı var ve sorunun ortadan kaldırılması için adım atılmalı. Ekonomi birliği umudunu şimdilik hükümetin atacağı adımlara bağlamış durumda ve AB müzakerelerinde rol almak istiyor.

Düzenleme ancak 3 yıl sonra yürürlüğe girecek

Federal Hükümet düzenlemelerle ilgili olarak yıl ortasına kadar bir uygulama konsepti hazırlayacak ve yıl sonuna kadar yasal bir düzenleme olarak sunacak. Yasal düzenlemenin kabulünden sonra, uygulama için 3 yıllık bir zaman var. Bu 3 yıl boyunca serbest dolaşım hakkı, daha önce olduğu şeklide olduğu gibi devam edecek.

Vatandaşlık başvuruları artıyor

Batı İsviçre’de vatandaşlık başvuruları büyük oranda arttı. 9 Şubat “Toplu Göçe Hayır“ referandumunun kabulü sonrasında, özellikle Almanlar ve Fransızlar İsviçre pasaportu için kolları sıvadı.

Federal Göçmen Dairesi’nin verilerine göre şu an itibarı ile İsviçre’de yaşayan göçmen gruplarının oranları şöyle:

1.     İtalyanlar 300.000 ile yüzde 16

2.      Almanlar 290.000 ile yüzde 15,5

3.      Portekizler 250.000 ile yüzde 13,4

4.      Fransızlar 110.000 ile yüzde 5,8

5.      Kosovalılar 95.000 ile yüzde 5

6.      Sırplar 84.000 ile yüzde 4,6

7.      İspanyollar 74.000 ile yüzde 4

8.      Türkiyeliler 69.000 ile  yüzde3,7

9.      Makendonyalılar 62.000 ile yüzde 3,2

10.    İngilizler 40.000 ile yüzde 2

Bir çoğu C oturum hakkına sahip olan göçmenler, İsviçre’de kalma konusunda oldukça endişeli. Vatandaşlık başvurularının önümüzdeki aylarda büyük ölçüde artması bekleniyor. Bu durum toplu göç inisiyatifini sunanlar için ciddi bir sorun oluşturacağa da benziyor. Ortaya çıkan bu tepkisel durumun inisiyatifi sunanların istemi olmadığı kesin.

Erasmus – Üniversite Öğrenci Değişim Programı

Avrupa Birliği 2014/2015 eğitim yılı için İsviçre’yi Erasmus+ Öğrenci Değişim Programı’ndan çıkardığını duyurdu. İsviçre’nin Erasmus‘tan çıkarılması öğrencileri ve yüksek okulları tedirgin ediyor. AB aldığı bu kararla, İsviçreli öğrencileri ve üniversiteleri AB ülkesi statüsünden, üçüncü dünya ülkeleri statüsüne büründürdü.

İsviçre öğrenciler birliği VSS, AB’nin aldığı bu karara şok olduklarını dile getirirken, bu durumu İsviçre yüksek eğitiminin ölümü olarak nitelendirdiler.

Genç sosyalistler ise “Erasmus’u Kurtar“ isimli bir online-imza kampanyası başlattı.

2012 yılında 6300 İsviçreli öğrenci ve öğretim görevlisi Erasmus programlarına katıldı ve burslar aldı. Üniversite öğrencileri bu programlardan, aylık olarak 250 euroluk burslar alıyor.

2011 yıllı itibariyle AB ülkesi statüsüne bürünen İsviçre’nin birçok araştırma kurumu ve eğitim merkezi 2011-2013 yılları arasında, AB geliştirme programları dahilinde, bu burs olanaklarından faydalandı.

Horizon 2020

İsviçre, AB yaptırımlar dahilinde Horizon 2020 Araştırma Progamından da dışlandı. Bu kararla İsviçre hem para, hem itibar hem de birçok araştırma programından yoksun kalacak. Akademisyenler bu duruma bir çözüm bulunmasını talep ederken, öğrenciler şimdiden geleceklerini sorgulamaya başladılar.

Firmalar İsviçre’den çıkışlarını sorguluyorlar

9 Şubat referandumundan uluslararası şirketler de rahatsızlık duyuyor. Birçok firma, ana merkezlerini başka ülkelere taşıma arayışına başladı. Hollanda ve Irlanda gibi ülkeler büyük ölçekli şirketlerini İsviçre’den çekmek için adımlar atabileceklerini açıkladılar.

Hırvatistan kararı

Başka bir kısıtlama ise Hırvatstan ile yapılan anlaşma ile ilgili. İsviçre Federal Hükümeti, Hırvatistan ile görüşülen serbest çalışma hakkı anlaşmasını iptal etti.

Geçen yaz AB’ye dahil olan Hırvatistan ile İsviçre arasında serbest çalışma hakkı anlaşmasına varılmıştı. Ancak İsviçre’ye göre, birkaç ay önce yapılan bu anlaşma şu an ki şekli ile devam edemez. Çünkü İsviçre halkı göçün kısıtlanmasını istedi.

Adalet Bakanı Sommaruga, Hırvatlarla anlaşmanın imzalanmayacağını bellirti.

İltica konusundaki anlaşma devam edecek

AB her ne kadar İsviçre ile eğitim ve araştırma anlaşmasını askıya aldıysa da, bazı konularda esnekliğini de koruyor. Bunlardan biri iltica konusu.

AB Bakanlar Kurulu, İsviçre‘nin Avrupa Sığınma Destek Enstitüsü, EASO‘ ya katılım anlaşmasını onayladı. Ancak bildirgede “İsviçre EASO çalışmalarına tam katılacak“ yazmasına rağmen, mevcut yönetmenlikte sadece gözlemci statüsü verildi. Ancak Avrupa Parlamentosu’ndan henüz buna dair bir onay gelmiş değil. İsviçre Federal Hükümeti’nin ve Parlamentosu’nun da bu söyleşmeyi onaylaması gerekiyor.

2011 yılında kurulan EASO’nun en önemli görevi, özellikle İltica ve kabul sisteminde yoğunluk olan İtalya-Yunanistan gibi üye devletleri desteklemek.

AB ile İsviçre arasındaki iltica müzakereleri bir yıl önce tamamlanmıştı. Anlaşma 2014 yılında yürürlüğe girerse, İsviçre EASO  fonuna her yıl 500 bin frank’tan fazla bir katkı sunacak.

AB’nin bu davranışı bazı çevreler tarafından iki yüzlülük olarak nitelendiriliyor. Özellikle FDP: “Bize eğitimle baskı yapılırken, diğer yandan yıllık 500 bin franktan vazgeçemediler“diyor.

Ancak EASO anlaşmasının, serbest dolaşım hakkı ile hiç bir bağlantısı yok.

Bu sözleşme Dublin Sözleşmesi’ne teknik bir destek sunuyor. Bu anlaşma İsviçre için önemli. Çünkü anlaşmadan en çok faydalancak olan devletlerden biri de İsviçre.

Örneğin Yunanistan ve İtalya gibi ülkeler EASO sayesinde desteklendiğinde, İsviçre daha az sorun yaşarken, Dublin Sözleşmesi sayesinde diğer ülkelerle bilgi alışverişi daha sağlıklı oluyor.

Referandum karşıtı eylem

1 Mart’ta, Bern’de 12 bin kişi “Açık ve Dayanışma İçinde bir İsviçre“ adı altında bir araya geldi. Referanduma tepki olarak bir araya gelen eylemciler; “Biz de nüfusun diğer yüzde 49,7’siyiz“ dediler.

Yapılan açıklamalarda, 9 Şubat referandumu sonrasında 1,8 milyon göçmenin haklarının kısıtlanma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldığı belirtildi. Yapılan çağrı sonrasında 5000 kişiyi beklediklerini ifade eden eylem koordinatörleri: “Bu kadar kişini katılımı hem şaşırtıcı hem de sevindirici“ açıklmasında bulundular.

Soru işaretleri de var

işin ilginç yanı, evet oyu çıkan bu halk oylamasından sonra kimin ne karar alacağı, hangi şartlara göre kontenjanlar uygulanacağı ya da  kontenjan rakamlarını kimin ve nasıl belirleyeceği gibi konular belirsiz. Haziran sonuna kadar bir konseptin hazırlanacağı, yıl sonunda ise bunun yasa tasarısı olarak Parlamento’ya sunulacağı konuşuluyor.

Olası gelişmeler

Federal Hükümet kontenjan uygulamasına geçerse, AB ile var olan en önemli anlaşmalardan biri ihlal edilmiş olacak; Serbest dolaşım hakkını!

Serbest dolaşım hakkının yanısıra 6 anlaşma daha mevcut. İsviçre’nin söz konusu bu anlaşmalardan birini tek taraflı fesh etmesi durumunda, geriye kalan 6 anlaşma da otomotik olarak 6 ay içinde sonra erecek. Bu durumda İsviçre özellikle AB’ye serbest pazarlama hakkını kaybedecek. Bu İsviçre için önemli ekonomik sonuçlar doğurabilir.

Bu anlamda İsviçre için Avrupa Birliği ile var olan anlaşma önemlidir, tam tersi söz konusu değil.

Gelişmeleri ilgiyle takip edeceğiz.

 

Ve son olarak…HaberPodium’un birinci yılını kutluyorum ve başarıların devamını diliyorum!!

İyi ki varsın HaberPodium!

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı