
SRG Girişimi (200 frank yeter!)

8 Mart 2026 oylamalarında, İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) gündeme getirdiği SRG Girişimi (200 frank yeter!) öne çıktı. Tartışmalara yol açan bu girişim, radyo ve televizyon vergisini yıllık 335 franktan 200 franka düşürmeyi ve tüm işletmeleri bu vergiden muaf tutmayı öngörüyordu.
Oylama sorusu, “200 frank yeter! (SRG Girişimi)” isimli halk girişimini kabul ediyor musunuz?“ şeklindeydi.
İsviçreliler bu oylamada, %61,9 oranında “Hayır“ oyu kullandı.
Federal Hükümet ile Federal Meclis bu girişimi reddediyorlar ve “Hayır“ denilmesini tavsiye ediyorlardı.
İsviçre’deki haneler şu anda, yıllık olarak 335 frank radyo ve televizyon lisans ücreti ödüyorlar. Katma değer vergisine (KDV) tabi şirketler ise, 500 bin frank veya daha fazla ciro elde etmeleri durumunda ücret öderlerken, bu ücret miktarı şirketin cirosuna bağlı. Söz konusu bu ücretler öncelikle İsviçre Yayın Kurumu’nun (SRG) kamu hizmeti giderlerini finanse ediyor.
İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) gündeme getirdiği SRG Girişimi, yıllık olarak ödenen 335 franklık radyo ve televizyon lisans ücretinin 200 franka düşürülmesini talep ediyordu.
Federal Hükümet ise karşıt bir öneri sunarak, özel haneler için bu ücretin 2029 yılına kadar kademeli olarak 300 franka düşürülmesine karar vermişti. Hükümet bu yaklaşımla, SRG’nin tüm dil bölgelerinde kamu hizmeti yayıncılığını garanti altına almayı sağlamak istiyordu. Hükümet bu girişimin SRG’nin gelirini azaltacağını, bunun ise işten çıkarmalara ve düşük kaliteli hizmetlere sebep olacağını vurguluyordu.
Girişime SP, Yeşiller, Yeşil Liberaller ve Merkez Parti, çeşitli spor dernekleri ve Belediyeler Birliği de hayır diyorladı. Muhalifler, SRG’nin gelirlerindeki radikal azalmanın, “İsviçre’deki kamu hizmeti medyasının çeşitliliğini ve kalitesini” tehdit ettiğin savunuyorlardı.
SVP’nin bu girişimi sadece SRG’yi kapsıyordu. Radyo ve televizyon lisans ücretinden fon alan yerel radyo ve bölgesel televizyon istasyonları bu girişimden etkilenmeyecekler.
SRG girişimi nasıl ortaya çıktı?
SRG girişimi, İsviçre Yayın Kurumu olan SRG’yi finansiyel olarak kısıtlamayı öngören ikinci girişim niteliği taşıyor. İlk girişim, 2018’de İsviçre halkının %71’inden fazlası tarafından reddedilen “Billag’a Hayır” girişimiydi. Bu girişim, SRG’ye ödenen ücretleri tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyordu.
Daha sonra, ulusal-muhafazakar İsviçre Halk Partisi (SVP), İsviçre İşletme Federasyonu ve ekonomik liberal FDP’nin bazı kesimlerinden temsilcilerden oluşan aynı gruplar, SRG ücretlerinde indirim talep eden SRG girişimini gündeme getirdiler.
SRG şu anda nasıl finanse ediliyor?
SRG’nin yıllık bütçesinin 1,56 milyar frank olduğu belirtiliyor. 2024 rakamlarına göre lisans ücretleri buna yaklaşık 1,3 milyar franklık bir katkıda bulunuyor. SRG’nin finansmanının %83’ü zorunlu medya vergisinden karşılanıyor. Ticari gelirler ise, ağırlıklı olarak reklam ve sponsorluklardan olmak üzere %13’ünü oluşturuyor.
Diğer gelirler toplam bütçeye %4 katkıda bulunmakta olup, bunun bir kısmı SRG’nin uluslararası görevi için federal fonlardan sağlanıyor.
Ülkenin çeşitli bölgelerindeki bireysel iş birimleri, ana şirket SRG’den bölgesel dağıtım formülüne göre fon alırlar. Bu formül, dil bölgeleri arasında gelir ve giderleri dengeler.
Almanca konuşulan İsviçre’nin topladığı 930 milyon frankın 370 milyonu bu formüle göre yeniden dağıtılmaktadır. Örneğin, Fransızca konuşulan İsviçre’deki SRG, gelirin yalnızca %23’ünü üretmesine rağmen, SRG bütçesinin %32’sini almaktadır. İtalyanca konuşulan İsviçre bu eşitlemeden daha da fazla faydalanıyor: Gelirin sadece %4’ü İtalyanca konuşulan bölgelerden gelmesine rağmen, SRG bütçenin %22’sini alıyor.
SRG, tüm bütçesiyle dört dil bölgesinde 17 radyo ve 7 televizyon programı üretmenin yanı sıra Swissinfo ve tvsvizzera.it gibi online hizmetler de sunuyor.
SRG konu ile ilgili olarak, “Çok dilliliğimiz maliyetlerin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturmaktadır” açıklamasında bulunuyor.
Ücretler düştü
SRG’nin ücret seviyesi son yıllarda önemli ölçüde düşürüldü. “Billag’a Hayır” referandumuna giden süreçte, Federal Hükümet 2019’da özel haneler için medya ücretini yıllık 451 franktan 365 franka düşürdü. 2021’de ise bu rakam 335 frank oldu. Federal Hükümet bu adımla, küçük şirketleri ücretten muaf da tuttu. Hükümet’in 2024 yılında bir sonraki indirimi duyururken, 2027’den itibaren ücretler kademeli olarak 300 franka düşürülecek ve küçük şirketler tamamen muaf tutulacak.
SRG, 2029’dan itibaren yıllık 270 milyon franklık bir gelir açığı bekliyor. Bu potansiyel olarak 900 tam zamanlı iş pozisyonunun kaybına yol açabilir.
“Nakit Özgürlüktür” Girişimi ve Doğrudan Karşı Öneri

İsviçre seçmenler ” Bağımsız, özgür bir İsviçre para birimine, madeni paralara veya banknotlara evet” isimli halk girişimi ile karşı öneri olan “İsviçre Para Birimi ve Nakit Arzı Hakkında Federal Kararname“yi de oyladılar. Seçmenler bununla, nakit paranın ve erişilebilirliğinin anayasaya dahil edilip edilmeyeceğine karar verdiler.
Oylama, “Bağımsız, özgür bir İsviçre para birimine, madeni paralara veya banknotlara evet (Nakit Özgürlüktür)” ve Federal Hükümet’in doğrudan karşıt önerisi üzerine yapıldı.
Bu oylama ile ilgili soru, “Bağımsız ve özgür bir İsviçre para birimi için madeni para ve banknotların korunmasına yönelik halk inisiyatifini (‘Nakit özgürlüktür’) kabul diyor musunuz musunuz?” şeklindeydi.
Federal Hükümet ile Federal Meclis’in karşıt önerisi ile ilgili oylama sorusu ise: “17 Eylül 2025 tarihli İsviçre para birimi ve nakit arzı hakkındaki Federal Kararnameyi kabul ediyor musunuz?“ şeklindeydi.
İsviçreli seçmenler bu oylama için, Federal Hükümet’in doğrudan karşıt önerisine %73,4 oranında Evet dedi.
İsviçreliler için nakit ne kadar önemli?
İsviçre’de insanlar giderek daha fazla, banka ve kredi kartları veya ödeme uygulamaları gibi nakitsiz ödeme yöntemlerini kullanıyor. Bununla birlikte çoğu insan nakitin bir ödeme aracı olarak kalmasını istiyor.
İsviçre Ulusal Bankası’nın (SNB) yakın tarihli bir araştırmasına göre, İsviçre’de nakit ödemeler giderek nadirleşiyor. 2017’de on kişiden yedisi büfelerde, restoranlarda ve mağazalarda nakit ödeme yaparken, bu rakam geçen yıl on kişiden üçe düştü. Banka ve kredi kartları ile dijital uygulamalar (özellikle Twint) yükselişte. Postane gişelerinde yapılan ödemeler de keskin bir şekilde azalıyor ve artık işlemlerin %1’inden azını oluşturuyor; bunun yerine dijital ödeme yöntemleri tercih ediliyor.
İsviçreliler nakit kullanımını giderek azaltıyor olsalar da, tamamen ortadan kalkmasını istemiyorlar. SNB araştırmasına katılanların üçte ikisinden fazlası nakit ödeme seçeneğinin devam etmesini istiyor. Katılımcıların %25’i ise artık kendileri nakit kullanmıyor, ancak tamamen ortadan kaldırılmasını da istemiyor. Jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler de göz önüne alındığında, nakit kullanımının cazibesi pek de düşmüyor. 2025 başlarında yapılan bir araştırmaya göre, nakit kullanımının kaldırılmasına karşı çıkanların oranı bugün %90 iken, bu oran 2023’te %70 idi.
Şu andaki mevcut yasa, İsviçre Ulusal Bankası’nın nakit arzını garanti ettiğini ve İsviçre frankının İsviçre para birimi olduğunu öngörüyor.
Girişim ne istiyordu?
Siyasi bir partinin desteği olmadan, 2023 yılında sunulan bu girişim için 137.000 imza toplanmıştı. Nakit bulunabilirliğini ve İsviçre frankının İsviçre para birimi olarak anayasaya dahil edilmesini amaçlayan girişim, Federal Hükümeti her zaman yeterli miktarda madeni para veya banknotun bulunmasını sağlamakla yükümlü kılmayı hedefliyordu.
Girişim, madeni paraların ve banknotların her zaman yeterli miktarda bulunmasını ve İsviçre frangının başka bir para birimiyle değiştirilmesine yönelik herhangi bir önerinin halk ve kantonlar tarafından oylanmasını talep ediyordu. Her iki fikir de, para birimi ve para politikasıyla ilgili olan Federal Anayasa’nın 99. maddesini tamamlamayı amaçlıyor.
Girişim sözcüler, bilgisayar arızaları veya kaos yaratabilecek hacker saldırıları riski göz önüne alındığında, güvenliğin çok önemli olduğunu savunurlarken, nakitin yaşlılar veya ideolojik nedenlerle dijital ödemeleri reddedenler için bir alternatif olduğunu dillendiriyorlardı.
Girişimciler, Federal Hükümet tarafından hazırlanan karşı teklifin yeterince ileri gitmediğine inanıyorlardı.
Girişimi, siyasi partilerden sadece İsviçre Halk Partisi (SVP) destekliyordu.
Federal Hükümet ile Federal Meclis’in karşıt önerisi
Hem Federal Hükümet hem de Federal Meclis, İsviçre için nakit paranın önemi ve ulusal para birimi olarak frankın kullanılması konusunda, girişimi başlatanların görüşünü genel olarak paylaşıyorlardı. Yetkililer, bu konunun zaten iki kanunda ele alındığını belirtirlerken, her şeyin anayasaya dahil edilmesi fikrini destekliyorlardı.
Ancak Federal Hükümet ile Federal Meclis teklif metninin yetersiz olduğunu düşünürlerken bir karşıt teklif sundular. Karşıt teklif metninde, İsviçre para biriminin frank olduğu ve İsviçre Ulusal Bankası’nın “madeni para ve banknot” yerine “nakit” arzını garanti ettiğini Anayasa’nın 99. maddesine dahil etmeyi öneriyordu. Karşıt teklif, nakit arzının garantisini daha fazla açıklama yapmadan öngörürken, “yeterli miktarda” nakitten bahsediyordu.
İklim Fonu Girişimi

Halk, “Adil bir enerji ve iklim politikası için: Refah, istihdam ve çevre için yatırım (İklim Fonu Girişimi)” adlı halk girişimine %70,7 oranında “Hayır“ dedi.
Federal Hükümet ile Federal Meclis bu girişimin reddedilmesini ve oylamda “Hayır” kullanılmasını tavsiye ediyorlardı.
Bu konu ile ilgili oylama sorusu, “Adil bir enerji ve iklim politikası için: Refah, istihdam ve çevre için yatırım (İklim Fonu Girişimi)” adlı halk girişimini kabul ediyor musunuz?“ şeklindeydi.
Girişim, 2022’nin Eylül’ünde, Sosyal Demokrat Parti (SP) ve Yeşiller Partisi tarafından gündeme getirildi. O yıl, 1864’ten beri kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yanaki en sıcak yıl yaşandı. Üç sıcak hava dalgası ve uzun süreli kuraklık döneme damgasını vurdu.
18 ay içinde 102.000’den fazla imza toplayan SP ve Yeşiller, iklim ve biyoçeşitliliğin korunması sorumluluğunun bireylere düşmemesi gerektiğine inandıkları için bu girişimi başlattılar.
Girişim sözcüler, yenilenebilir enerjileri teşvik etmek ve İsviçre’de mümkün olduğunca sürdürülebilir enerji üretmek için büyük kamu yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu savunuyorlardı.
Girişimin kabul edilmesi durumunda Anayasa’da değişiklik olacaktı. Bunun için girişimin, hem halkın hem de kantonların iki kat çoğunluğuna ihtiyacı vardı.
İklim Fonu Girişimi ne istiyordu?
İklim Fonu Girişimi, Federal Hükümet’in iklim değişikliği ve sonuçlarıyla mücadele için önemli ölçüde daha fazla kaynak ayırmasını talep ediyordu. Bu hedefle ek bir fon oluşturulmasını ve İsviçre’nin bu fona ekonomik çıktısının yıllık %0,5 ila %1’i oranında katkıda bulunulmasını öneriyordu. Bu oran yaklaşık olarak 4 ila 8 milyar franka denk geliyor. Fon ile, özellikle sera gazi emisyonlarını azaltmada, ekonomik ve verimli enerji tüketimini teşvik etmede ve yenilenebilir enerjileri genişletmede Federal Hükümeti desteklemeyi de amaçlıyor. Bu sayede biyoçeşitlilik de teşvik edilirken, bu önlemleri uygulamak için gerekli uzmanların eğitimi ve mesleki gelişimleri de desteklenebilecekti.
Girişim, finansman ve uygulamanın sosyal açıdan adil bir şekilde tasarlanmasını da talep ediyordu.
İklim koruması için yıllık yaklaşık 2 milyar franklık bir rezervin mevcut olduğunu söyleyen Federal Hükümet, girişimin yalnızca sübvansiyonlara odaklanmasının federal bütçeye aşırı bir yük getireceğini dillendiriyordu.
Bireysel Vergilendirme

İsviçreli seçmenler, Bireysel Vergilendirme Federal Yasası (Vergi Adaleti Girişimi’ne dolaylı bir karşı öneri) ile ilgili oylamada, %54,3 oranında “Evet“ oyu kullandı.
Oylama sorusu, “20 Haziran 2025 tarihli Bireysel Vergilendirme Hakkındaki Federal Yasayı kabul etmek istiyor musunuz?“ şeklindeydi.
Federal Hükümet ile Federal Meclis’in tavsiyeleri “Evet“ denilmesi yönündeydi.
Karşıt öneri, 2025 yılının ilk yarısında gündeme geldi. Hararetli tartışmaların ardından taslak yasa, SP, Yeşiller, FDP ve Yeşil Liberallerin çoğunluğu tarafından onaylanmıştı. Merkez Partisi ile İsviçre Halk Partisi (SVP) taslağa şiddetle karşı çıkmıştı.
Düzenleme, hem Halk Meclisi’nde ( 96’ya karşı 98) hem de Kantonlar Meclisi’nde (22’ye karşı 23) kıl payı bir farkla kabul edilmişti.
Kabul edilen bu düzenleme, evli çiftlerin evli olmayan çiftlerle aynı vergi tabanına tabi olacağını öngörüyordu. Buna göre, gelecekte her iki eş de ayrı vergi beyannamesi verecek ve böylece yalnızca kendi gelirlerine dayalı bir oranda vergilendirilecekler.




