B. Nazan Walpoth

100 yaşını devirenler kulübü

derya ozgul, www.haberpodium.ch,isvicre'de is kurma, isvicre'de evlenme, Isvicre'e oturum hakki, isvicre'de iltica, isvicre egitim sistemi, www.haberpodium.ch. İsviçre gündemi, haberpodium, isvicre vatandasligi, isvicre haberleri, isvicre gezi rehberi, isvicre'de nereler gezilir, isvicre'de corona virus

Doç. Dr. B. Nazan Walpoth

Bern Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

Kardiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

[email protected]

 

 

94 yaşında oldukça bakımlı ve aktif bir kadın hastamla kalp kapak rahatsızlığını konuşuyordum,  kendisine refakat eden bey için “Eşiniz de gelebilir. Konu önemli, detaylı konuşup ne yapacağımıza, birlikte karar verelim“ dedim. Bunun üzerine hastam; “O benim erkek arkadaşım, dışarıda bekleyebilir“  karşılığını verdi. Konuşma esnasında iki kez saatine bakan hastam; “Lütfen açık ameliyat olsun. Uzun vadeli iyi çalışan bir kapak istiyorum” dedi ve ekledi; “Hem şimdi acelem var. Erkek arkadaşımla Tango kursumuz var, gitmem gerekiyor.“

Gülümsedim…

İstediği oldu ve ameliyat sonrası 3 gün gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde eskisinden daha zinde bir biçimde, hiç bir rehabilitasyon programına gerek duymadan hastaneden ayrıldı.

İsviçre’de çalıştığım Üniversite Hastanesi’nde yaşadığım bu olay nadir bir durum değil. İsviçre’de erkeklerin ortalama yaşam süresi 80,3 iken, kadınların yaşam süresi 84,7’yi buluyor.

Lucas Cranach’ın “Gençlik Havuzu” tablosunda ifade ettiği şekilde, havuza yaşlı girip genç ve dinamik olarak çıkabilmek hepimizin hayali. Sonsuz yaşam ve olumsuzluk hayal olsa da 100 yaşını devirenler kulübüne girebilmek birtakım faktörlere bağlı.

Bugüne kadar kayıtlara geçen en yaşlı insan,122 yaşında yaşama veda eden Fransız Jeanne Louis Calment (1875-1997)’dir. 13 yaşında Vincent van Gogh ile karşılaşmış, kızını çok genç iken kaybetmiş biri Madame Calment. 80 yaşında eskrime başlayan, 100 yaşına kadar bisiklete binen Jeanne Louis Calment, sigaranın yanında bol miktarda çikolata ve şarap da tüketirmiş. 110 yaşında evi yanınca, sonunda yaşlılar evine gitmeyi kabul etmiş.

Romalılar zamanında 22 yıl, orta çağda 33 yıl, 19. yüzyılın başında 49 yıl olan ortalama insan ömrü, günümüzde 70-80 yıla erişti. Orta Avrupa’da doğan bir bebek yüzde 50’lik bir şansla bugün 100 yaşına gelebiliyor. Her 5 bin insandan birinin 100. doğum gününü kutladığı dünyamızda, 7 milyon insandan biri 110 yaşını görebiliyor. 90 yaşındakiler ise günümüzde futbol oynayarak maraton koşularına katılabiliyor.

Bu durum tıbbın ilerlemesi, çevresel faktörlerin iyileşmesi, kişilerin genleri ve yaşam stili ile yakından ilgili.

Yaşlanma neye bağlı

yaslilik

Vücudumuz sayısız hücreden oluşuyor ve bu hücreler değişik sürelerle yaşıyor. Ölen hücrelerin yerine yenileri gelirken, çoğu hücre sınırlı şeklide bölünebiliyor. Yaşlandıkça, hücre üretim mekanizmalarımız da iyi çalışmıyor. İlerleyen yaşta ölen hücrelerin yenilenmesi azalırken, bunun yerine hastalıklı hücreler gelişip hastalıklara sebep oluyor.

1960’lı yıllarda Hyflick isimli bir araştırmacı, hücre kültürlerinde insan hücresinin en fazla 50 kez bölünebildiğini gözlemlemiştir. 20 yıl sonra araştırmacılar hücre bölünmesi sırasında DNA’nın çift kata çıktığını ve her seferinde bir parçasının yok olduğunu keşfetmişler.

Kromozom şeklinde ki hücrede görülen DNA’nın son kısımları, yani Telomerler, kodlanmayan DNA olup, DNA-Polimeraz enziminin bağlanma yeridirler. DNA- Polimeraz enzimi, genetik kodun hücre bölünmesi ile iki katına çıkmasından sorumludur. Her hücre bölünmesinde telomerler kısalır ve DNA-Polimeraz enzimi için artık bağlanma yeri kalmayıncaya kadar bu durum devam eder. Bu aşamadan sonra  artık hüce bölünemeycektir.

Oksidatif strese maruz kalma durumu da hücre yıpranmasına sebep olmaktadır. Bu yıpranma durumu organizmayı da yaşlandırmaktadır. Ancak, fiziksel hareketle oluşan oksidatif stresin hücrelere iyi etkisi olduğu da söylenebilir. Fiziksel aktivite ile gelen oksidatif stresin iyi etkisi dışarıdan alınan Vitamin C ve Vitamin E ile azaltılabilmektedir. Buradan ek vitamin alanlara bu şeklide duyurmuş da olalım.

iyi genler mi? iyi yaşama mı?

Uzun yaşama ile ilgili 70 gen tanımlanmıştır. Bunlardan 3`ü en çok bilinenlerdir. Bunlar;  Alzheimer ile de bağlantılı  olan APOE, DNA onarımını güçlendiren EXO1, hücrenin enerji bilançosundan ve insülin regülasyonundan sorumlu FoxO genlerdir.

Avrupa, ABD ve Japonya’da yaşayan 100 yaşındaki birçok insanda bu genlerin çeşitli varyasyonları görülmektedir. 80-90 yaşına gelen insanların yüzde 70’inde çevresel, yüzde 30’unda ise gensel etkenlerin olduğu düşünülüyor. 100 ya da 110 yaşına gelenlerde genlerin ağırlığı daha baskın.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, genlerin yanında yaşam stili, hayata bakış, fiziki ve sosyal entegrasyon çok önemli.

Max PlankEnstitüsü’nde yapılan bir arştırmaya göre, yaşam biçimimiz yaşımızı yüzde 10 kadar etkileyebiliyor. Buna göre sigarayı 70 yaşında bile bırakmanız, yaşam uzunluğu açısından size fayda sağlayabilir. Bu konuda Japon Okinawa Adası’nda yapılmış bir çok araştırma da var. Dünya’da 100 yaş civarına ersimiş insanların en yoğun yaşadığı yerlerden birisi Okinawa Adası.

Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü’ndeyapılan bir araştırmaya göre ise, Türkiye’de son yapılan nüfus sayımında, 100 yaşın üzerinde olanların sayısı 33 binin üzerinde. Bu rakamlara göre en dikkat çeken yer Aydın’ın Nazilli ilçesi. Bu ilçede 90 yaş üzerinde bulunan 161 kişi yaşarken, bunlardan 48’i 100 yaşın üzerinde.

İnceleme sonuçları; iyi beslenme ile birlikte hareket etmenin, bir uğraş sahibi olmanın ve sosyal bir ağa dahil olmanın önemini ortaya koyuyor.

Uzun ve sağlıklı yaşam

Yaşlılık bilimcileri olarak da bilinen Gerontologların hedefi insanları sağlıklı olarak uzun süre yaşatabilmek. Bu kapsamda, yaşlılıkta sağlıklı kalabilmek için orta yaşlılık döneminde başlayan sağlıklı yaşam programları ortaya konuluyor.

Bunun hem sosyal hem de ekonomik yönleri irdelenirken, özellikle yatalak durumdaki yaşlıların ailelerine ve ülke bütçesine getireceği yük de korkutuyor. Ekonomistler uzun süre emeklilik maaşı alanların ülke bütçelerine getireceği yüke dair karamsar bir tablo çizerken, böyle giderse emekli maaşlarının düşmek zorunda kalacağı ve 70 -80 yaşından sonra da kişilerin çalışmak zorunda kalacakları gibi söylemler kullanıyorlar.

Etiketler
devam etmek için tıklayın

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı