www.haberpodium.ch

“Sanattan güç almak zorundayım.“

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü mezunu olan Serdar Mutlu yaklaşık 5 aydır İsviçre’de yaşıyor. 29 yaşında olan ve politik nedenlerle İsviçre’ye gelen Serdar Mutlu, şu an Bern Kantonu’nda bulunan bir mülteci kampında kalıyor.

Mülteciliğin zorluklarına ve kamp koşullarının olumsuzluklarına rağmen sanatsal çalışmalarından ödün vermeyen Mutlu, şu sıralar daha çok resim çalışmaları ile uğraşıyor.

Resim çalışmaları konusunda; “Son yıllarda yaşadıklarımı ve gözlemlediğim hayatları çizmek daha pratik oluyor.“ ifadelerini kullanan Mutlu, heykel, seramik gibi sanatsal çalışmalarda da yetkin olan bir isim. Sanatçı, üretimini sağlayacak bir atölye ortamının olmaması nedeni ile, bu sanat türlerini şimdilik geri planda tutuyor.

www.haberpodium.ch

Türkiye’de sergiler açan ve birçok sanatsal çalışmaya imza atan sanatçı, İsviçre’ye geliş sebebini şu sözlerle ifade ediyor;

“Türkiye’de birkaç sergiye katıldım. Birkaç büyük projenin sanat ekibinde de yer aldım. En son, İstanbul Kadıköy’de arkadaşımla ile birlikte bir Sanat Merkezi kurmuştuk. Genel olarak, siyasi davalardan başımı kaldırıp ciddi bir sanat projesini tamamlayamadım maalesef. Üzerimdeki siyasi baskılar artınca orayı bırakıp Avrupa’ya gelmek zorunda kaldım.“

Sanatçı, Türkiye’de bir dönem cezaevinde kaldığını ve 7,5 yıl hapis cezası istemi ile yargılandığını ifade edip uğradığı haksızlığı şöyle dillendiriyor;

“Türkiye’de olaylara eleştirel yaklaşan zeki beyinler istenmiyor. O dönem yüzlerce üniversite öğrencisi komik suçlamalarla tutuklanmıştı. Türkiye yargı sisteminde işler oldukça karışık. Mesela beni “terörist” olmakla suçlayan Hakim şu an “FETÖ’cü terörist“ iddiasıyla cezaevinde. Savcı da Avrupa’nın bir ülkesinde iltica etmiş durumda. Belki de şu an İsviçre’dedir. Bilmiyorum.“

Serdar Mutlu’nun resim çalışmaları kısa sürede İsviçreli sanat çevrelerinin ilgisini çekiyor. Çalışmalarını burada da sergileme olanağı bulan sanatçının eserleri “Cantonal Bern Jura 2017” isimli İsviçre’nin en popüler resim sergilerinde yer ediniyor. Sanatçı bu sergiye katılımına dair şu bilgileri aktarıyor;

“İsviçre’ye geldiğim ilk ay, Bern’deki küçük bir sergiye bir çalışmamla girme fırsatı bulmuştum. Başlangıç için fena sayılmazdı. Şimdi de “Cantonale Bern Jura 2017” ye seçildim.

Cantonale Bern Jura, burada her yıl yapılan önemli bir çağdaş sanat sergisi. Bern ve Jura kantonlarında bulunan şehir müzelerinde gerçekleşiyor.  Bu sergiye başvururken, etrafımdaki İsviçreli arkadaşlarım; “Çok zor, burada yaşayanlar bile bu sergiye aylarca hazırlanıyor” demişlerdi. Başvuruların bitmesine birkaç saat kala başvuru yapma kararı aldım ve başvurdum.“ 

www.haberpodium.chSergiler hangi tarihlerde ve nerede olacak?

Çalışmalarım aynı anda Biel ve Langenthal’de bulunan iki ayrı müzede sergilenecek., Biel’deki sergi, Kunsthaus Centre d’Art Pasquart’ta 3 Aralık’ta, Langenthal‘deki Kunsthaus’da 7 Aralık’ta olacak. Sergiler 14 Şubat’a kadar sürecek.

Bir mülteci olarak, buradaki çalışmalarınızda sizi motive eden, güç veren şey nedir?

Şu an cebimde Bern Kantonu’nun verdiği “N” statüsünde bir kimlik var. Kağıda bakınca “mülteci, sığınmacı” yazıyor. Ama kağıdı cebime koyduktan sonra o iş bitiyor. Sadece “Dünya” adlı gezegen üzerinde yaşayan bir insan oluyorum. Kendime, başkasının bana söylediğinden daha az “mülteci” diyorum. Zaten bu hep böyle olmaz mı? Hep birileri birilerine “mülteci, sığınmacı, fakir, zengin, faşist vs.” der. Aslı şu; zamanlarda kendinizi nasıl hissettiğiniz ve pratiğiniz daha önemli oluyor. Kulaklığımı takıp bir süre Handel dinliyorum ve sadece insan olmanın önemi üzerinde düşünüyorum.

 Şu aşamada ekonomik olarak nasıl bir destek alıyorsunuz?

Kamptan haftalık 66 frank para alıyorum. Bununla bir hafta boyunca yemek yemem lazım. Ama eğer bir gün bir İsviçreli bana iltica talebinde bulunursa paramın yarısını paylaşabilirim. Veya böyle pahalı bir ülkede haftalık 66 frank ile nasıl geçinildiğini öğretebilirim. Finans Kapitalin merkezine dışardan gelince “ekonomi uzmanı” olunabiliyor.

Mülteci bir sanatçı olarak ne tür zorluklar yaşıyorsunuz?

Zorluklar çok. Toprağından kopan bir çiçeği başka bir toprağa koyun, çiçeğin o zorlukları atlatıp yeni toprağa kök salma hızı öz gücüyle doğru orantılıdır. Çiçek güçsüzse solup gidiyor. Bunun dışında daha farklı engeller oluyor. Örneğin, zorluklarla mücadele yapabileceğim alanlara ulaşabilmek için tren bileti almam gerekiyor. Aarwangen’daki kamptan çıkıp Bern’deki atölyeye gelip dönmek istediğimde yaklaşık 50 Franka bilet almam gerekiyor. Geriye ne kalıyor? Bir hafta boyunca kamptaki yiyeceğimi satın almam için 16 frank. Yeme de yanında yat! Maalesef ki, maddi ve manevi koşullar insanın enerjisi düşürüyor. Sanattan güç almak zorundayım.

Kısa sürede buradaki sanat çevresi ile ilişkilendiniz. İlk etapta size yaklaşımlar nasıldı?

Burada Türkiyeli arkadaşlarımdan çok, İsviçreli arkadaşım var. Az biraz ingilizcemle anlaşabiliyoruz. Kamp dışındaki zamanımın yarısı onlarla geçiyor. Bu nedenle İsviçrelinin sanata bakış açısını az çok yakından gözlemleme şansı buldum. Ve bu bağlantılar sayesinde birkaç genç sanatçıyla temas kurma fırsatım oldu. Yaklaşımları olumlu oluyor. Bu koşullara rağmen bir şeyler yaptığımı duyduklarımda eleştiri oklarını hükümete yöneltiyorlar. Genç oldukları için çalışmaları da düzeni eleştiren çalışmalar oluyor. Bence bu gençler, devlet düzeninden sıkılmış İsviçrelilere derin bir nefes aldırıyor.

Buradaki sanatsal anlayış ile Türkiye’deki sanatsal anlayışı kıyasladığınızda neler söylemek istersiniz?

İsviçre’deki hareket alanım Türkiye’ye nazaran daha geniş. Burada kimse “çocuklar öldürülmesin” dediği için terörist ilan edilmiyor. Bu nedenle sanatsal işler yaparken zihnimdeki politik gerçekliği daha rahat aktarabiliyorum.

İsviçre’deki sanatsal çalışmalara katkı sunacağınızı düşünüyor musunuz?

www.haberpodium.ch

Elbette İsviçre’ye katkım olacak. Uzak ülkelerden buraya gelmek zorunda olan herkesin katkısı olacak. Öncelikle buranın kültürünü zenginleştiriyoruz. Çocuklar, dünyanın farklı ülkelerinden çocuklardan çok şey öğreniyor. Ortak bir toplumsal hafıza var ve bu hafıza çok renkli olmalı. Çok renkli oldukça demokratik uygarlık gelişiyor. Zaten tarih boyunca Batı Doğu’dan beslendi, Doğu da Batı’dan. Avrupa’nın Sanatı, mimarisi vs Mezopotamya kökenli. Temelini Doğu uygarlıklarından almış. Bunu küçük çocuklar bile bilir. Ama salt bilgi barışı getirmiyor.

İsviçre’deki sanatsal işleyişe nasıl bakıyorsunuz?

İsviçre’deki sanat anlayışı ve sanatçıların karakteristik yapıları Türkiye’den farklı olabilir ancak burada da maddi zorluklardan ve hükümetin sanatçıya gereken maddi desteği sağlamadığından şikayet ediliyor. Tabi Türkiye’de farklı dinamikler var. Bir resim, bir heykel, bir müzik yaptığın için “terörist” damgası ile yıllarca cezaevinde tutulabiliyorsunuz.

Kendi coğrafyanızdan kopuşu, sanatsal boyutu ile nasıl ifade ederdiniz?

Sürgün’e attığım ilk adımdan itibaren aklıma sanat ve edebiyat geldi. Daha sonra gördüm ki, ülkesinden göç etmek zorunda kalan çoğu insan aynı şeyi düşünmüş. Hemen her politik göçmen, yaşadıklarını yazıp çizmek istiyor. Müziğe kitaba dönüştürmek istiyor. Hemen herkes; “hayatımı yazsam, roman olur” diyor. Veya şarkı besteliyor, ufaktan resim falan yapıyor. Fakat devamı yok. Zamanında daha taze olmuş acılar zamanla unutuluyor belki de. Veya artık yüzleşilmek istenmiyor. Yaz kardeşim, tutan yok ki. Neden acı çeken toplumlar yaşadıklarını belgeleme gücünü kullanamıyorlar ki? Böyle yaparak, insanlık tarihini yazma işini bu tarihi derinden yaşamayanların eline bırakıyoruz.

Bir sanatçı olarak ülkenizden kopuş ne ifade ediyor? Duygularınız nelerdir?

Umudu koruyup yaşama yüksek bir enerji ile devam etmeye çalışıyorum. Onlar bana silah doğrulttu, kelepçe takıp cezaevine kapattı. Bunun rövanşını bir “sanat türü” ile alabileceğimi düşünüyorum.

Bu kopuş durumu duygusal boyutu ile sanatınıza yansıyabilir mi?

Yaşadığım topraktan kopuş travmatikti. “Öyle deme, belki ortam düzelir dönersin” tesellilerini bir kenara bırakıp benden 15-20 yıl önce gelmiş insanları görünce, bir daha doğduğum yere geri dönemeyeceğim hissiyatı ağır basıyor. Umutsuz değilim ama bu kadar dramatik yaşayarak üretimime zarar vermemeliyim.

Buraya dair plan ve projeleriniz nelerdir? İleride ne yapmak istiyorsunuz?

Burada üniversiteye devam etmek istiyorum. Kaldığım kamp bana Türkiye’deki cezaevini hatırlattığı için kampta kaldığım sürece sanata odaklanamıyorum ama yine de imkanlarım el verdiğince sanatsal projelerimi geliştirmeye çalışacağım.