İSVİÇRE’DE YAŞAYAN GÖÇMENLERİN SAĞLIK DURUMLARI

86

İsviçre İstatistik Kurumu’na bağlı sağlık bölümünün düzenli olarak yaptığı araştırmaların başında, toplumun sağlık durumunu ilişkin gözlemler gelir. Toplumun üçte birini oluşturan göçmen kökenli insanların (vatandaşlığa geçen ve geçmeyenlerle birlikte) durumları bu araştırmalarda özellikle yer bulmaktadır.

2012 yılında yapılan ve 2016 yılında yayınlanan bu araştırmalardan birinde insanların kendi algıladıkları genel sağlık durumları sorulmuş. Buna göre İsviçreli erkeklerin yaklaşık % 85,3’ü, kadınların ise % 82,2’si kendilerinin sağlıklı olduklarını söylemişler.

Bunun karşılığında, Kuzey ve Batı Avrupalı (Almanya, Fransa, İngiltere vs. gibi) erkek ve kadınların yaklaşık % 90,4’ü kendilerinin sağlıklı olduklarını belirtmişler. İspanya, İtalya gibi Güneybatı Avrupa kökenli insanlarda bu oran erkeklerde % 73,8 kadınlarda ise % 64,6 oranında çıkmış. Türkiye kökenli insanların da içinde olduğu Güneydoğu ve Doğu Avrupa kökenli insanlarda bu oran, erkeklerde % 81, kadınlarda ise % 80,6 olmuş.

Grafik 1

Araştırmaya göre, psikolojik hastalıkların dağılımı ve bunlar için tedavi alımı noktasında ise tam bir paradoks söz konusudur. İsviçre’de yaşayan göçmen kökenli insanların yerli nüfusa oranla daha fazla psikolojik sorunlar yaşadıkları uzun zamandan beri bilinen bir gerçeklik. Bu araştırmada da bu durum geçerliliği korumuştur. İsviçreli erkeklerde ağır derecede psikolojik rahatsızlıkların oranı % 2,7, kadınlarda ise % 5,1 iken, bu oran, örneğin Güneybatı Avrupa kökenli erkeklerde % 4,2, kadınlarda ise % 14,7’dir. Türkiye’nin içinde bulunduğu grupta ise bu oran erkeklerde % 7,9, kadınlarda ise % 6,2’dir.

Grafik 2

Bu araştırmanın çıkarmış olduğu belki de en ilginç sonuçlardan biri, toplumun göçmen kökenli kesiminin daha yüksek oranda psikolojik rahatsızlıklar yaşamasına rağmen psikolojik ve psikiyatrik tedavi hizmetlerinden aynı oranda yararlan(a)mamasıdır. Bu oran, Güneydoğu ve Doğu Avrupalı kadınlarda, (% 3,4) İsviçreli kadınlara (% 6,6) oranla nerdeyse yarı yarıyadır. Bunun iki nedeni olabileceği kanısandayım; Bunlardan birincisi göçmen kesim içerisinde psikolojik rahatsızlıkların daha yaygın bir şekilde tabu olarak kalması ve gerekli duyarlılığın henüz geliştirilememiş olmasıdır. Diğer bir nedeni ise, psikolojik ve psikiyatrik tedavilerin temelini oluşturan anlaşılabilir bir dilsel iletişimin zorluğu olabilir.

İsviçre Federasyonu’nun yapmış olduğu diğer araştırmalarda, psikolojik hastalıkların tedavisine yönelik olarak ciddi bir uzman eksikliğinden söz edilmektedir. Göçmen kesimin ihtiyaçlarını karşılayabilecek oranda psikolojik sağlık hizmetlerinin eksikliği, tahmin edilebileceği gibi İsviçrelilere göre daha az orandadır.

Bu varsayımı destekleyen diğer bir veri ise söz konusu araştırmadaki diğer bir bulgudur. Bu araştırma, göçmenler ve İsviçreliler arasında diğer sağlık hizmetlerinden yararlanmada herhangi bir fark bulamamıştır.

Bu araştırmanın sonuçlarına göre psikolojik sağlık alanında hizmetleri göçmen kesime yayılabilecek şekilde genişletmenin son derece gerekli olduğu ortaya çıkarken, yine bu kesimlerde psikolojik sorunları tabu olmaktan çıkartacak önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi zaruri gibi görünmektedir.

 

Özgür Tamcan

Fachpsychologe für Psychotherapie FSP

otamcan@gmail.com