“AKILLI TELEFON“ DiYETi

31

“Anne, dinlesene! Sana birşey söylüyorum ama sen beni duymuyorsun ve yine telefonuna bakıyorsun.“

Bir an korkuyla başımı kaldırıyorum telefonumdan. Fark ediyorum ki, oğlum beni birşey ile suçluyor. Yavaşça anlıyorum. Mesajlarıma durmadan bakmamı bırakıp, kendisini dinlememi istiyor. Ancak o değil miydi küçük olan? Kuralları ona anlatan, anne olan ben değil miyim? Aynayı bana tutuyor…

Geçenlerde bir veli toplantısına katıldım. Orada çocuklara dikkat etmemiz gerektiği vurgulandı. Her ses ve titreşim beyni uyarıyor ve böylelikle bir bağımlılık olasığı doğuyor. Gençlerde bu risk daha da büyük. Çünkü beyindeki uyarı merkezi onlarda daha da hassas.

Akıllı telefon kullanımının tehlikeleri oldukça ciddi. Çokca kullanım, yorgunluk, uykusuzluk, konsantrasyon kaybı ve gerginliğe yol açıyor. Bir çok gencin birlikte uyuyup kalktığı birer akıllı telefonu vardır. Olmaması okul prestijlerinin düşmesine sebep olabiliyor.

Geçen hafta akıllı telefonumu bir arkadaşta unutmuşum. İki gün boyunca mesajlarımı okuyamadım. Bu değişim beklediğimden daha da büyüktü. Günlük aktivitelerimde daha dikkatliydim. Unutkanlığım azaldı ve yemek sırasında hoşca sohbetlerimiz oldu. Sokakta yürürken, insanların ne kadar az iletişim kurduklarını farkettim. Bisiklet sürenlerin ellerinde telefon, yayalar kendilerince konuşuyor, şoförler ise mesajlarına bakıyorlar trafikte.

Dünya değişti. Sadece gençler için değil tabii ki. Yaşlılar bile yeni bir eve girdiklerinde Wi-Fi şifresini sorar oldular. Snapchat, whatsapp, facebook, twitter, instagram gibi sosyal medya uygulamalarında yoksan, gerçek hayatta da yokmuşsun gibi davranılıyor sana.

Çocuklar anne babalarının ilgilerine muhtaçlar. Yanlarında anne-baba, abi-abla, nene-dede gibi insanların olmasını isterler. Onları seven, anlayan, destekleyen insanlar… İnsanların en temel ihtiyacı sosyal ilişkilerdir. Yani daha çok ilgi isteği sadece çocuklar için geçerli değil, bütün insanlar için geçerlidir. Kısa bir mesaj ilgi değildir. Peki çözüm nedir?

Çocuklar dediklerinizi değil, yaptıklarınızı takip ederler.

Ben çocuklarım gibi telefonuma sarıldıkça, onlara sınırlamalar getirmeye zorlanırım. Eğitmek bir yaşam biçimidir ve bu anlamda da değerler önemlidir. Çocuklar örnek alırlar. Bundan böyle ben diyete başlayacağım, ki gerçek sohbetlerimiz olsun.

Evet, telefon diyeti başlatıyorum! Bazen telefonu bir yerlerde unutmak çok da delice bir fikir değil aslında.

Akıllı telefon diyetim şöyle;

– İçinde çok az internet hizmeti olan ucuz bir hat alın.

– Telefonunuzu sürekli sessizde tutun.

– Aile bireyleri ve iş arkadaşlarınızla, telefonların yemek sırasında başka bir odada olması anlaşması yapın.

– Misafir geldiğinde tüm telefonları kapatın.

– Telefonun şarjı mı bitti? Doldurmayın ve bir sonraki sabahı bekleyin.

– Tatilinizi Wi-Fi’si olmayan bir otelde geçirin.

– Evinizin içinde Wi-Fi çekmeyen bir köşeniz de olsun.

– Telefonunuzu günün belli bir zamanında kullanın ve bu zaman diliminden önce ya da sonra kesinlikle kullanmayın.

– Uyumadan iki saat önce Wi-Fi’yi kapatın.

– Uyurken telefonunuzu yanınıza almayın.

Son olarak şu ürkütücü verileri de aktarayım; Ortalama bir kullanıcı telefonuna günde 300 defadan fazla bakarken, günde ortalama 3 saat 15 dakikasını telefonda geçiriyor.

 

Not:  Bu yazı bir okurumuz tarafından yazı işlerimize gönderilmiştir.