MÜLTECi KADINLARIN DRAMI

26

Uluslararası Af Örgütü’nün kadın sığınmacılarla ilgili araştırması çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Af Örgütü tarafından yayımlanan araştırmaya göre, Suriye ve Irak’tan kaçarak Avrupa’ya gelen çok sayıda kadın yolculuk sırasında, şiddet, istismar ve taciz ile karşı karşıya kalıyor. Örgütün konuyu ele aldığı son raporunda, “Bu durumun yolculuk sırasındaki Avrupa dahil olmak üzere hemen hemen her durak için geçerli olduğu” belirtildi. Örgüt, hükümetleri ve yardım örgütlerini kadınların güvenliği için daha fazla önlem almaya çağırdı.

Uluslararası Af Örgütü’nün raporu Norveç’te bulunan 40 kadın ile yapılan mülakatlara dayanılarak hazırlandı. Raporda, kadın sığınmacıların çoğunun, yol boyunca fiziksel ve finansal olarak istismara uğradığı belirtildi. Ayrıca raporda kadınların, insan tacirleri, güvenlik personeli veya diğer erkek sığınmacılar tarafından cinsel ilişkiye zorlandığına yer verildi. Örgütten Tirana Hassan, “Irak ve Suriye’de savaşın korkunçluğunu yaşadıktan sonra, bu kadınlar kendileri ve çocuklarının güvenliğini sağlamak için her şeyi riske etmişler” dedi. Hassan, kadınların güvenlik bulmak yerine ‘yeniden istismar ve şiddet ile karşılaştığına, destek ve korumanın az olduğuna’ dikkat çekti.

Tuvalete gitmemek için yiyip içmiyorlar

Yardım görevlilerinin verdiği bilgilere göre, Avrupa’ya gelen sığınmacıların büyük bir çoğunluğu erkek. Raporda, sığınmacı kamplarında kadınların erkeklerle aynı tuvalet ve duşu kullanmak zorunda kaldığı, bazı kadınların tuvalete gitmemek için daha az yediği ve içtiği belirtildi.

Rapora göre, örneğin 22 yaşındaki bir Iraklı kadın, Almanya’da üniformalı bir güvenlik görevlisinin kendisi ile yalnız vakit geçirebilmek için kıyafetler verme teklifi yaptığını anlattı. Yardım görevlileri, sığınmacıların kabul ve kayıt işlemleri tek tek yapıldığı için şiddet vakalarının önlenmesinin güçlüğüne işaret ediyor. Yunanistan’ın Midilli Adası’nda Uluslararası Kurtarma Komitesi Koordinatörü Jenny Becker, “Karşı karşıya olduğumuz en büyük güçlüklerden biri, uluslararası toplumun, yani hükümetlerin bu krizin farkına varmalarının ve bunun silip atabilecekleri bir şey olmadığını fark etmelerinin gecikmesi” dedi.

 

Kaynak: Deutsche Welle